Sungurlu adının menşei ve Tarihçesi


       SUNGURLU ADININ MENŞEİ VE TARİHÇESİ     



     Tarihi  vesikaların aktardığı bilgilerden analaşılacağı üzere Sungurlu coğrafyasında geçmişten günümüze kadar değişik adlarla değişik şehirler kurulmuştur. " Kara Hisar-ı Demürlü, Budaközü, Sungur-oğlu ve Kalınsaz" adlarıyla anılan bu şehirler tarih sayfalarında yerini almıştır.

     Kara Hisar-ı Demürlü; 1075 yılı yaz aylarında feth edilmiş ve Danişmendli yönetimindeki Türklerin eline geçmiş önemli bir Türk şehridir. Danişmendli, dolayısıyla Selçuklular döneminde vilayet statüsünde bulunan bu şehir uzun yıllar bölgenin merkezi durumunda bulunmuştur.

     Bulunduğu yer hakkında bazı araştırmacılar tarafından değişik görüşler ileri sürülmüş ve bu önemli şehrin yerleşim yerinin merkezi Sungurlu ile Çorum arasında yer alan eski adı Kara Hisar yeni adı Kalehisar Köyü olduğu belirtilmiştir.

     Kara Hisar-ı Demürlü'nün merkezi olduğu yönündeki iddialar bu şekilde iken, Devlet Arşivleri Genel Müdürlğü tarafından yayınlanan "387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Ahvali Defteri II. Cilt'"inde konuya açıklık getirilmiş ve XVI. yüzyılın ilk çeyreği idari dağılımını gösteren haritalarla bu şehrin merkezinin Sungurlu İlçesi, Yörüklü Kasabası civarında bulunduğu bilgilerini aktarılmıştır.

     Aynı kaynakta yer alan bilgilerden iddia edilen şehrin Emlak Divanı adı ile anılan şehir olabileceği bilgisine varılmıştır. 

                                                                                                    * * * * *

     Kara Hisar-ı Demürlü yöresi Haçlı Seferine sahne olmuş, 1101 tarihlerinde yani, fetihten yirmi altı yıl gibi kısa bir süre sonra gerçekleşen bu seferde, İznik İzmit'teki karargahını boşaltan Haçlı Ordusu 60.000 kişilik akeri ile Danişmendli Devletinin merkezi Amasya ve Niksar'ı hedef alarak saldırıya geçmiştir.

     Selçukluların düşüncesi Haçlıları Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelere çekmek ve orada sıkıştırmak olduğundan geçtikleri güzergahlarda direniş göstermemişler ve Haçlı Ordusu bir hafta gibi kısa bir sürede (23 Haziran) Ankara'ya gelmişlerdir.
 
     Direniş gösterilmeyen kalede üç gün dinlenmişler ve asıl hedefleri olan Danişmendli Beyliği'nin merkezi olan Amasya ve Niksar'a yönelmişlerdir.

     Haçlı Ordusu'nun öncü birlikleri, ordunun geçeceği Yahşihan, Kara Hisar-ı Demirli ve Çorum güzergahında bir tahkikat yapmış ve bu tahkikatta ordularına tehlike doğuracak kadar fazla Türk yerleşmesi olduğu bilgilerini komutanları Tzitos'a aktarmışlardır.

     Bizans (Haçlı) Kumandanı Tzitos, öncü birliklerinin verdiği bu bilgiler üzerine ordusunun yürüyüş güzergahını değiştirmiş, Türk nüfusunun daha az yaşadığı daha uzak ve sarp güzergah olan Çankırı istikametine çevirmiştir.

     Silah, cephane ve asker bakımından oldukça zengin olan Haçlı Ordusuna caydırıcı rol oynayıp, geçiş güzergahını sarp ve uzak bölgelere yöneltmesi süphesiz ki, yörede yaşayan Türkmenlerin kalabalık ve teşkilatlı oluşundandır.

     Fethinden daha yirmi altı yıl geçmeden bu tarihi olay, yöreye Türk yerleşmesinin fetih öncelerinde gerçekleştiğinin kannıtı niteliğindedir.

     Yine, Kara Hisar-ı Demürlü yöresi 1174 yılında yapılan başka bir Haçlı Seferine sahne olduğu kaynaklarda yer almıştır.

                                                                                                    * * * * *

   Bölge, Danişmendliler ile Selçukluların arasının açılmasıyla (1178 yılı Sultan Mesut zamanında) Anadolu Selçuklularının hakimiyetine girmiştir.

   Hükümdarı Sultan Alaaddin zamanında Selçukluların önemli bir şehri haline gelmiş ve vilayet statüsünde, bölgesinin merkezi olduğu belirtilmiştir.

    Vilayet statüsünü uzun yıllar sürdürdüğü anlaşılır. Kara Hisar-ı Demürlü'den günümüze cami, medrese, hamam, türbe, kervansaray, Mevlevi hane gibi önemli müessese kalıntıları intikal etmiştir.

    Kara Hisar-ı Demürlü ve yöresi 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşı'nda Moğolların, Selçukluları yenmessiyle Moğolların hakimiyetine girmiş ve bu savaşta Kara Hisar-ı Demürlü yöresinde de kanlı çatışmalar meydana gelmiştir.

   Moğollar, Selçuklu Sultanı MEsud'u MElik ünvanıyla zikresilen kardeşini Kara Hisar Demürlü Kalesi'nde kuşatmış ve teslim olmaya mecbur etmiştir.

Budaközü : Adını, Dulkadirlilerin güçlü beylerinden Şahbudak ve buna yakın aşiretlerden aldığı anlaşılır. Şahbudak, Budaközü, Budak, Dişbudak, Özbudak, Budağın gibi Dulkadirlilere bağlı yörede çok sayıda aşiret bulunması, Şahbudak Beyin nüfuzunun fazla olduğu yörelerde bu örneklerin yaygın olması, Doğu sınırından başlayıp, batı sınırından yöreyi terk eden akarsu ve ovasına önceleri "öz" Dulkadirliler yöreye geldikten sonra Budaközü adı verilmiş bulunması savımızı desteklemektedir.

Sungur-lu-oğlu : Oğuzların, Kayı ve Bayındır Boyunun sembolü, on iki hayvanlı Türk takviminde bir ay ve bugün akdoğan olrak bilinen av kuşunun adıdır. Bu gelenekten dolayı da yaygın olarak erkek adı olarak kullanılmıştır.

     Atalarımız ata yurtlarından Anadolu'ya gelişlerinde yerleştikleri yerlere bağlı oldukları boy, aşiret, oymak ve beylerinin isimlerini vermeyi bir gelenek haline getirdikleri ve Anadolu'da ilk Türk-İslam devleti kuran Danişmendli, Selçuklu ve Osmanlıların bu geleneği sürdürdükleri bilinmektedir. Bunun yaygın örneği yörede bulunmaktadır.

    Sungurlu XVI. yüzyılın ilk çeyreği, Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Defterinde bir yerleşim yeri olarak verilmiş, bu bu bilgiyi aynı yüzyıla ait Sivas Tahrir Defterinde Sunguroğulları adıyla kayıt edilmiş ve küçük bir yerleşim yeri olduğu bilgileri ile desteklenmiştir.

    Ünlü seyyah Evliya Çelebi 1644 yılında kaleme aldığı Seyahatname adlı eserinde Budaközü'nü kaza olarak bildirip, "Sungur içi" Sungurlu'yu "Hüseyin ova" Alaca kazasından büyük bir nahiye olarak kaydetmektedir. Burada Sunguroğlu hanedanına ait büyük evliyaların nazargahı durumunda bulunan ve dört yüzyıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmeninin bulunduğu bilgileri yer almaktadır. Evliya Çelebi'nin verdiği bilgilerden anlaşılacağı gibi Sungurlu'nun kuruluş tarihi fetih yıllarına uzanmaktadır.

Kalınsaz : 1530 tarihli kaynaklarda Yörükhan taifesine mensup kişilerin yaşadığı kışla olarak kaydedilmektedir. Bilindiği üzere yörede saz akarsu kenarlarında oluşmuş kamış türü düzensiz bitkilere denilir. İlçe arazisinin doğusundan başlayıp batısına kadar uzanan akarsu kenarlarında bu bitkilerin bulunması, adını buradan almış olacağını tabii kılmaktadır. Fındıklı köyünde yaşayan bir aşiretin soyadı olarak Kalınsaz adı almış olmaları Kalınsaz'ın bu civarda bulunmasını kuvvetlendirmektedir. Gerek tarihi kaynaklar, gerekse saha taramalarından anlaşılacağı üzere birbirine yakın bu yerleşim yerleri diğer Türk şehirlerinde olduğu gibi bugünkü şehrin gelişmesi ve yatırımların buraya yapılmasıyla bulundukları yerleri terk etmiş bugünkü Sungurlu'yu meydana getirmiştir.
Reklam
 
 



More Cool Stuff At POQbum.com


Myspace Graphics
 
 
Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=